Tasarruf en çok yatırım ve birikim kavramlarıyla karıştırılır.Şöyle bir örnek vereyim,bir şeye yatırım diyebilmemiz için o şeyin ekonomiyi canlandırma rolü üstlenmesi gereklidir.Fabrika almış olduğunuzu düşünelim,dışarıdan bakanlara güzel yatırım olarak gözükse de bu aslında bir yatırım değildir,kişi açısından(mikro) yatırım olabilir fakat ekonomik anlamda(makro) yatırım diyebilmemiz için fabrikaya işçi istihdam edilmesi ve üretim yapılması gerektir.
Yani,tasarrufların asıl amacı ekonominin canlanmasına katkıda bulunmasıdır fakat herkes aynı zamanlamayla tasarruf işine girişir,yemeden içmeden kesilip tasarruf yapmaya kalkarsa işte o noktada sıkıntı başlar.Tasarruf öncelikli tüketim talebini düşürürken,tüketilmeyen ekonomide üretim ve yatırımın de bir işe yaramayacağı düşünülürse ekonomi daralmaya doğru yol alır.Ekonominin sağlıklı işleyebilmesi için tasarrufların ve tüketimin aynı zamanda olması gereklidir.
Tasarruf paradoksunun en bariz örneği Japonya'da yaşanmıştır halen de yaşanmaya devam etmektedir.Seneler evvelden beri tüketim desteklensin yatırımlar artsın diye 0 düzeylerinde tutulan faiz oranı Japonların tasarruf alışkanlıklarını değiştirmedi.Grafikte 90 lardan bugüne düşen trendi görüyorsunuz.2010 da dibe vurmuş.Yatırım yapmayan halkın açığını kendi kapamaya çalışan Japon hükümeti yakın bir zamanda naneyi yiyecek gibi görünüyor.Grafikte kamu borcu.(kesik çizgi moving average)
Tasarruf paradoksunu anlamaya çalışırken likidite tuzağı kavramını iyi bilmek lazım.Keynes'in tanımladığı bu kavram para arzının bir denge noktasından sonra faizleri düşürmeyeceği inancına dayanır.Yine aynı Keynes literatürde spekülatif para talebinin faiz oranlarıyla ters yönlü işlediğinden bahseder.Yani faizler artarken spekülatif para talebi(piyasanın beklentisine göre para talebinde bulunmak) haliyle azalırken,faizler düşünce tersi olur.Keynes bu durumu tahvil fiyatlarıyla açıklar,fiyatların yüksek faizlerin düşük olduğu zaman tasarruflar artacaktır.Likidite tuzağı yaşayan ekonomilerde milli gelir düzeyinin yükselmesi ve istihdam hacminin arttırılması çalışmaları pek işe yaramaz.
Figür üzerinde anlatacak olursam,i minimum olabilecek en düşük faiz oranı yani M doğrusunu Ms ye kaydırdığımızda faizler düşmeyecek,sabit.
Son grafikler Türkiye'nin de içinde bulunduğu bazı ülkelerin tasarruf oranlarını gösteriyor.
Bu yazı Dr.İnan Doğan'ın Ekonomi Türk blogunda yayınlanmıştır.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder