Misal,Odtü'nün hisse senetleri olsa,yatırımcılar (çoğunlukla da öğrenciler ve mezunlar) bu hisseleri portföylerine ekleseler zarar verici kötü olaylar yaşanır mıydı?
Bu fikir,Gündüz Vassaf'ın Cennetin Dibi kitabından alıntı olsa da özellikle son 10 yılda büyük şirketlerin çalışanlarına örneğin ikramiye olarak hisse senedi verdiğini biliyoruz,emeklilik fonu dalgasına hiç değinmiyorum bile.
Benzer şeyler aslında.
Hisse senetlerinin yükselişi mezunların iş hayatındaki başarısına,öğrencilerin yeteneklerine,hocaların birikimine/üretkenliklerine bağlı olsa ne güzel olurdu değil mi?
Ya da hisselerin değer kaybı,okuldaki olaylara,boykotlara,derslerin yetersizliklerine,sosyal olanaksızlıklara bağlansa?
En iyi üniversiteleri sıralarken yeni bir rasyo türemiş olurdu.Hisse senetlerinin değerine bakarak hangi üniversite iyi hangisi kötü kendi kafamızda bir sıralama canlanırdı.
Hisse sahibi öğrenciler,dersleri can kulağıyla dinlerken hocalar da dersi fevkaladenin fevkinde işlerdi.
Buna sahiplik duygusu diyorlar.Bizim olan bir şeye bağlanma,onu kendimizden bir parça olarak görme.Mantık devre dışı,duygular devrede.(okulun sahibi/hissedarı öğrenciler olmuş oluyor)
Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz?